Diyet ve kanser · s. 42
Süt, yoğurt ve peynir gibi süt ürünleri zengin bir besin kaynağıdır. Peki süt ürünleri tüketimi ve kanser riski arasındaki ilişki nedir?
Dr. İlyas Şahin · ~2 dk okuma
Kitaptan · · Son güncelleme:
Konu: Beslenme ve kanser
Süt ürünleri yemenin kanser riskini etkileyip etkilemediğine dair bugüne kadarki genel kanıtlar tutarsızlık göstermektedir (1). Batı toplumları üzerinde yapılan çok sayıda araştırma, süt ürünlerinin daha düşük kolorektal (bağırsak) kanser riski ve daha yüksek prostat kanseri riski ile ilişkili olabileceğini, ancak meme veya diğer kanser türleri için net bir bağlantı bulunmadığını göstermektedir.
Toplamda 22.000 kişiyi içeren 15 kohort çalışması ve 14 vaka-kontrol çalışmasının meta-analizi (2) süt ürünleri ve kolorektal kanseri ilişkisini inceledi. Bu çalışmanın sonuçları, süt ürünlerinin kolorektal kansere karşı koruyucu olduğuna dair kanıtların güçlü olduğunu gösteriyor.
Prostat kanseri gelişimi için ise risk mevcut! Haziran 2022 de yayınlanan bir çalışma (3), süt alımı yüksek olan erkeklerin, daha az tüketen erkeklere kıyasla, önemli ölçüde daha yüksek prostat kanseri riski ile karşı karşıya olabileceği gösterildi. Günde yaklaşık 430 gram süt (1 ¾ bardak süt) tüketen erkeklerin, günde sadece 20,2 gram süt (1/2 fincan süt) tüketen erkeklere kıyasla prostat kanseri için %25 daha fazla riskle karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca günde yaklaşık 430 gram süt ürünü tüketen erkekler, diyetlerinde süt ürünü tüketmeyen erkeklere kıyasla daha fazla risk artışla karşı karşıya kaldı. Tam yağ alımı azaltılmış veya yağsız sütlerle karşılaştırınca sonuçların minimum değişkenlik gösterdiği görüldü. Burada peynir ve yoğurt ile önemli bir ilişki bildirilmediğini vurgulayalım. Veriler, kalsiyum alımı ile prostat kanseri olayı arasında bir ilişki olduğuna dair çok az kanıt sağladı. Yeni çalışmalar, süt tüketiminin prostat kanseri riskini nasıl artırabileceğini araştırıyor.
Bu verilerle ailesinde prostat kanseri veya diğer risk faktörleri olan “ihtiyatlı” erkekler, bu durum netleşene kadar diyetlerinin bir parçası olarak orta düzeyde süt tüketime konusunda temkinli olabilir. Bu, “süt içmeyin” mesajı olarak algılanmamalıdır.
Bununla birlikte, bu sonuçlar, süt tüketimi miktarları/türlerinin ve süt ürünlerini metabolize etme yeteneğinin büyük ölçüde farklılık gösterdiği Batılı olmayan popülasyonlar için aynı olmayabilir. Örneğin, 500 bin kişinin 11 yıl takip edildiği bir Çin çalışması (4), süt ürünlerini düzenli olarak tüketen kişilerde karaciğer ve meme kanseri gelişme riskinin önemli ölçüde daha yüksek olduğunu gösterdi. Ancak batı kaynaklı çalışmalar aksine, süt ürünleri ile kolorektal kanser ve prostat kanseri arasında bir ilişki yoktu.
Özetle, sonuçlar düzenli süt tüketimi ile belirli kanserler arasında doğrudan bir bağlantı olabileceğini öne sürse de süt ürünlerinin bir protein, vitamin ve mineral kaynağı olduğunun farkında olmak önemlidir. Yalnızca mevcut çalışmaların sonuçlarına dayanarak veya diğer kaynaklardan yeterli protein, vitamin ve mineral alımını sağlamadan süt tüketimini azaltmak akıllıca bir yaklaşım olmayacaktır. Dengeli beslenip, aşırıya kaçmadan orta yolun tercih edilmesi daha akılcıdır.
Kaynaklar
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla sunulur; tıbbi muayene, tanı ve tedavinin yerine geçmez.