Diyet ve kanser · s. 25
İçme suyu kansere sebep olur mu?
Dr. İlyas Şahin · ~3 dk okuma
Kitaptan · · Son güncelleme:
İçme suyunda kanser riski ile ilişkili olduğu düşünülen bazı maddeler vardır; arsenik, nitrat gibi gübre yan ürünleri ve suyu dezenfekte etmek için kullanılan klorun sudaki organik maddelerle temas etmesiyle oluşan bileşikler olan dezenfeksiyon yan ürünleri (DBP) bazı örneklerdir.
Eylül 2019’da Heliyon dergisinde yayınlanan bir çalışma, ABD de 50 eyalette 48.000’den fazla belediye su kuruluşunu inceledi ve büyük ses getirdi. Çalışmanın bulguları endişe vericiydi (1). Artan kanser riskleri, içme suyunda bulunan 22 kanserojen maddeyle bağlantılıydı: Arsenik içeren kirleticiler, uranyum ve radyum gibi radyoaktif maddeler ve arıtma sürecinde klor ve diğer katkı maddeleri kullanıldığında ortaya çıkan dezenfektan yan ürünleri bunların başlıcalarıydı. Yeraltı suyu kaynaklarına dayanan sistemler, daha yüksek arsenik ve radyoaktif madde konsantrasyonlarına sahipti ve daha yüksek kanser riskine katkıda bulundu. Rezervuarlar gibi yüzey suyu kaynaklarına dayanan sistemler ise daha düşük riske sahipti. Bu çalışma milyonlarca Amerikalının kanserojen içeren su içtiğini ve kontaminasyonun 100.000’den fazla kanser vakasından sorumlu olabileceğini öne sürüyordu. Çalışma, kirletici seviyelerinin aslında devlet standartlarına göre kabul edilebilir seviyelerde olduğunu gösterdi.
Analiz edilen su sistemlerinin çoğunun devlet standartları dahilinde çalışması sanki her şey güvenli imajı verse de kirleticiler için yasal seviyeler aslında on yıllardır güncellenmedi. Anti parantez olarak durumu iyi olanların evlerinde ekstra filtreler kullandığını da vurgulayalım. Yani ABD’de su sistemlerinin büyük çoğunluğu yasal standartları karşılamaktadır (Türkiye için şehir bazında su içeriklerine detaylı bakmak lazım). Yine de en son araştırmalar, suda bu konsantrasyonlarda bulunan kirleticilerin insan sağlığına hala zarar verebileceğini gösteriyor.
Farklı çalışmalar farklı içerikleri farklı kanserlerle ilişkili bulmuştur. Burada detaylara değinemeyeceğiz ancak bu linkten hangi kanserlerle ilişkili oldukları incelenebilir (2).
Şişelenmiş su da her zaman daha kaliteli/iyi değildir (yine detaylı içerik seviyeleri önemli). Ayrıca daha maliyetlidir, enerji israfı ve plastik atıklara neden olur. Temiz su elde etmek için daha iyi bir seçenek olarak evde suyu filtreleme önerilmektedir, ancak bu da oldukça maliyetlidir.
Hava gibi suyun da kanser için taşıdığı riskler konusunda hiçbir şüphe yoktur. Hem sorunun büyüklüğünü anlamak hem de potansiyel riskleri azaltmak ve uygun önleyici adımlarını atmak için daha fazla kalite araştırması yapılması zorunludur. Suların temizlenmesi gerçek anlamda çok maliyetli olduğundan aslında bu konu gözüktüğünden çok daha karmaşıktır. Türkiye’de belediyeler “temiz” açıklaması yapsa da detaylı madde ve seviyeler su hakkında daha doğru bilgi sağlayacaktır. Şunu da vurgulamak gerekir: Sudaki belli seviye üstündeki kanserojenlere uzun süre maruz kalmak kanseri genelde yıllar sonra ortaya çıkarabildiği için, sebep olan ajanı hasta bazında belirlemek mümkün olmayabilir. Ancak kanserojen madde seviyeleri tespit edilip denetlenmelidir.
Özetle; içme sularımızda kanserojen ajanlar olabilir. Kişisel temizleme/arıtma yöntemleri pahalı ve her ev için mümkün olamayacağından, daha geniş bir ölçekte, musluk suyunda bulunan kirleticilerin seviyesini azaltmaya yönelik çözümler için çaba harcamalıdır (belediyeler aracılığı ile). Sorulduğunda hemen her belediyenin “suyumuz temiz” demesi muhtemeldir. Ama asıl doğru cevap detaylı içerik seviyelerinin bilimsel testlerle incelendiğinde verilmesidir. “Standartlara uygun” demek, kanser açısından risksiz demek değildir. Burada amaç insanları korkutmak da değil, uyarmaktır.
Kaynaklar
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla sunulur; tıbbi muayene, tanı ve tedavinin yerine geçmez.