Sigara ve alkol · s. 59
Kanser için en büyük risk faktörü nedir?
Dr. İlyas Şahin · ~3 dk okuma
Kitaptan · · Son güncelleme:
Herkesin belirli bir kanser geliştirme riski vardır. Genlerin, yaşam tarzının ve çevrenin bir kombinasyonu bu riski etkileyebilir. Risk faktörlerine sahip olmak mutlaka kanser olacağınız anlamına gelmez. Ayrıca risk faktörlerinin olmaması da kansere yakalanmayacağınız anlamına gelmez.
En yaygın görülen kanserlerin yaklaşık %40’ının önlenebilme potansiyeli vardır. Kansere yakalanma riskinizi azaltmak için yapabileceğiniz çok şey var. Ancak yaşam tarzınızla riskinizi tamamen sıfırlayamazsınız. Modern tıp karşıtlarının anlamadıkları konuların başında bu geliyor.
Yaş ve aile üyelerimizde kanser öyküsü önemli kanser geliştirme riskleri arasındadır. Ancak bu riskleri değiştirme, mesela yaşlanmama gibi bir şansımız yoktur. O nedenle sayıları çok daha fazla olan değiştirilebilir kanser risk faktörlerine odaklanmamız akıllıca olacaktır.
Değiştirilemez risk faktörleri arasında yaş ve ailede kanser öyküsü de bulunur.
YAŞ: Çoğu insan için artan yaş, kanser gelişimi için en büyük risk faktörüdür. Genel olarak, 65 yaş üstü kişilerde kansere yakalanma riski en fazladır. 50 yaşın altındaki kişilerde risk çok daha düşüktür. Yaşımız için tek başına yapabileceğimiz bir şey yok.
AİLEDE KANSER ÖYKÜSÜ: Kanser yaygındır ve çoğumuzun kansere yakalanmış bir ya da daha fazla akrabası vardır. İnsanlar ailelerinde kanser öyküsü bulunmasının, kansere yakalanma riskini büyük ölçüde artırdığından endişelenir. Ancak 10 kanserden 1’inden azı güçlü bir aile kanser öyküsü ile ilişkilidir.
Güçlü bir çalışmada, kanser vakalarının yaklaşık %42’si ve kanser ölümlerinin %45’i değiştirilebilir risk faktörleriyle bağlantılı bulunmuştur ve bu nedenle bunlar potansiyel olarak önlenebilir (1). Çalışmada; SİGARA: Tüm kanser vakalarının %19’unu ve kanser ölümlerinin yaklaşık %29’unu oluşturmaktaydı. Akciğer kanserlerinin %81,7’si, laringeal (gırtlak) kanserlerin %73,8’i, özofagus (yemek borusu) kanserlerinin %50’si ve mesane kanserlerinin %46,9’u sigara kullanımı ile ilişkiliydi. KİLO: Aşırı vücut ağırlığı kanser vakalarının %7,8’inden ve ölümlerin %6,5’inden sorumluydu. Endometriyum (Rahim) kanserlerinin %60,3’ü, karaciğer kanserlerinin yaklaşık üçte biri (%33,9), kadınlarda meme kanserlerinin %11,3’ü ve kolorektal (bağırsak) kanserlerin %5,2’si fazla kilo ile ilişkiliydi. ALKOL: Alkol almak kanser vakalarının %5,6’sı ve ölümlerin %4’ü ile bağlantılıydı. Erkeklerde oral kavite ve faringeal kanserlerin (ağız ve yutak) neredeyse yarısı (%46,3) ve kadınlarda dörtte biri (%27,4), erkeklerde karaciğer kanserlerinin %24,8’i ve kadınlarda %11,9’u, kolorektal (Bağırsak) kanserlerin erkeklerde %17,1’i ve kadınlarda %8,1’i ve kadınlarda meme kanserlerinin %6,4’ü alkol kullanımı ile ilişkiliydi. ULTRAVİYOLE (UV) RADYASYON: UV radyasyonu vakaların neredeyse %5’inden, ancak ölümlerin %1,5’inden sorumluydu. Erkeklerde cilt melanomlarının (deri kanseri) %96’sı ve kadınlarda %93,7’si UV radyasyona bağlı olarak ortaya çıkmıştı. HAREKETSİZLİK: Fiziksel hareketsizlik vakaların %2,9’unda ve ölümlerin %2,2’sinde rol oynadı. Rahim kanserlerinin %26,7’si, kolorektal kanserlerin %16,3’ü, kadın meme kanserlerinin %3,9’u hareketsiz yaşamla ilişkiliydi. YETERSİZ MEY VE/SEBZE TÜKETİMİ: Ağız boşluğu/faringeal kanserlerin %17,6’sı, laringeal (gırtlak) kanserlerin %17,4’ü ve akciğer kanserlerinin %8,9’u diyette yetersiz meyve ve sebze olmasıyla ilişkiliydi. HPV ENFEKSİYONU: Tüm rahim ağzı kanserleri, anal kanserlerin %88,2’si, vajinal kanserlerin %64,6’sı ve penis kanserlerinin %56,9’u ile ilişkili görünüyordu. KIRMIZI/İŞLENMİŞ ET TÜKETİMİ: Kolorektal kanserlerin sırasıyla %5,4 ve %8,2’si kırmızı/işlenmiş et tüketimiyle ilişkiliydi. DÜŞÜK LİFLİ DİYET: Kolorektal kanser vakalarının %10,3’ü düşük lifli diyetle ilişkiliydi.
Sonuç olarak, burada en genel kanser risk faktörlerinden bahsettik ve bunlara ek olarak daha birçok çevresel risk faktörü mevcut. Yaşımızı ve aile kanser öykümüzü değiştiremeyiz ancak yaşam tarzımız, tercihlerimiz ve beslenme alışkanlıklarımızla kanser riskimizi minimum düzeye indirmek bizim elimizde...
Kaynaklar
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla sunulur; tıbbi muayene, tanı ve tedavinin yerine geçmez.